DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ

FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ 10. YIL ÖZEL SAYISI

 

İÇİNDEKİLER

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ MERKEZ KAMPÜSÜ (KÜTAHYA) FLORASI

Âdem TATLI

Ahmet Zafer TEL

Sabri EMRE

 

1

KÖMÜR MADENİ İŞÇİLERİNDE SERUM LİPİD PARAMETRELERİ VE KARACİĞER FONKSİYON TESTLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Mustafa YÖNTEM

Vedat ÇETİN

Süleyman KALELİ

Osman BENLİOĞLU

Nüket AKANIL BİNGÖL

 

17

TUTSAK KAYA SANSARININ (MARTES FOINA)

(MAMMALIA : CARNIVORA) BESLENME BİYOLOJİSİ

Ahmet Selçuk ÖZEN 23

A MODIFIED ENTROPY ALGORITHM FOR PARALLEL MONITORING

Ahmet ÖZMEN

 

29

EKO-SİSTEM EFEKTİF KÜTÜPHANE OTOMASYONU SİSTEMİ

Ahmet ÖZMEN

Gültekin KUVAT

 

38

AN  INVESTIGATION ON THE  POSSIBLE  USE OF BORON WASTES IN THE   BRICK CONSTRUCTION

Servet ASKIN

Asım OLGUN

Yunus ERDOGAN

 

44

MADENCİLİKTE GÜRÜLTÜ SORUNU VE GÜRÜLTÜYE BAĞLI İŞİTME KAYIPLARI

İ. Göktay EDİZ

Sunay BEYHAN

Hamdi AKÇAKOCA

Enver SARI

 

50

ENERGY AND COAL POLICIES OF EUROPEAN UNION WITH SPECIAL REFERENCES TO THE UNITED KINGDOM AND TURKEY

İ. Göktay EDİZ

Kaan ERARSLAN

Darron W. DIXON-HARDY

 

65
KÜTAHYA ÇİNİCİLİĞİ VE GÜNÜMÜZDEKİ SORUNLARI

Ali İSSİ

Hilmi YURDAKUL

 

73

SİVRİHİSAR YENİDOĞAN SEPİYOLİTİ KULLANILARAK  İNCE KARO ÜRETİM OLANAKLARININ ARAŞTIRILMASI

İskender IŞIK

Veli UZ

 

82

HAFİF VE ISI YALITIMI GELİŞTİRİLMİŞ YAPI TUĞLASI ÜRETİMİNDE KİL-GENLEŞTİRİLMİŞ PERLİT KULLANIMININ ARAŞTIRILMASI

Ali CEYLAN

M. Faruk EBEOĞLUGİL

 

91

ORMANLIK ALANLAR VE ORMAN EKOLOJİSİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME  

 MehmetKORKMAZ      

99-106

                      

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ MERKEZ KAMPÜSÜ (KÜTAHYA) FLORASI

 The Flora of Dumlupınar University Main Campus (Kütahya)

 Âdem TATLI*

Ahmet Zafer TEL**

Sabri EMRE***

 

 ÖZET

 Bu araştırma 2000 - 2001 yılları arasında Dumlupınar Üniversitesi Merkez Kampüsü florasını tespit etmek üzere yapılmıştır. Araştırma alanı Kütahya il sınırları içerisinde ve grid sistemine göre B2 karesindedir. Araştırma bölgesinde 44 familya ve 140 cinse ait 214 takson tespit edildi. Sahada 28 (% 13) takson Türkiye için endemiktir. Bitkilerin fitocoğrafik bölgelere dağılımında  %16 oranı ile İran – Turan elementleri ilk sırayı almaktadır. Avrupa – Sibirya elementleri % 4 ve Akdeniz elementleri ise % 7 oranıyla temsil edilir. Sahada en çok taksona sahip familyalar ; Compositae (31), Leguminosae (23), Cruciferae (20), Graminae (18), Labiatae (14), Caryophyllaceae (8), Boraginaceae (8)’dir. Alanda en çok türe sahip cinslerin sıralanışı ise şöyledir : Veronica (8), Alyssum (7), Anthemis (6), Ranunculus (5), Trifolium (5), Centaurea (4), Bromus (3), Astragalus (3). Araştırma bölgesinde yayılış gösteren bitkilerin hayat formlarına göre dağılımında Terofitler  % 46 oranı ile ilk sırayı almaktadır. Daha sonra sırasıyla Hemikrip-tofitler % 31, Geofitler % 9, Fanerofitler % 8, Kamefitler % 5, Vasküler parazitler % 1’ dir.

 ABSTRACT

 This investigation was carried out between 2000 and 2001 in order to determine the flora of Dumlupınar University center campüs. Research area is situated in province of Kütahya and within B2 of the grid system. In the investigation area 214 taxa belonging to 44 families and 140 genera were determined. Of all the collected specimens 28 (13 %) taxa are endemic for Turkey.  The distribution of the species according to the floristic regions , Irano – Turanien elements with the rate of % 16 has been proceeding. Euro – Siberian elements with the rate of  % 4 and Mediterranean elements with the rate of % 7 has been found. The families which have the most taxa in research area are;  Compositae (31), Leguminosae (23), Cruciferae (20), Graminae (18), Labiatae (14), Caryophyllaceae (8), Boraginaceae (8). Concerning the number of species the major genera in this region are as fallow; Veronica (8), Alyssum (7), Anthemis (6), Ranunculus (5), Trifolium (5), Centaurea (4), Bromus (3), Astragalus (3). According the life form Therophytes come first with rate  of  % 46 in the distribution of plants spread in the region. Then in turn Hemicryptophytes 31 %, Geophytes 9 %, Phanerophytes 8 %, Chamaephytes 5 % and vascular Parasites are 1 %.

Anahtar Kelimeler : Flora, Dumlupınar Üniversitesi , Kütahya

Key Words : Flora , Dumlupınar University , Kütahya

 

*             Dumlupınar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Kütahya

**           Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Biyoloji Bölümü, Van

***         Dumlupınar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Biyoloji Bölümü, Kütahya

 

KÖMÜR MADENİ İŞÇİLERİNDE SERUM LİPİD PARAMETRELERİ VE KARACİĞER FONKSİYON TESTLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

 Evaluation of Serum Lipid  Parameters and Liver Function Test on Coal Miners

 

Mustafa YÖNTEM*

Vedat ÇETİN**

Süleyman KALELİ***

Osman BENLİOĞLU*

Nüket AKANIL BİNGÖL*

 

 ÖZET

 Bu çalışma kömür ocaklarında çalışmanın arteroskleroz ve karaciğer hastalıkları açısından etkilerini ortaya koymak amacıyla Kütahya, Tunçbilek-Ömerler kömür ocağında çalışan 36-45 yaşları arasında (ortalama 36.37) 29 erkek işçi ile kontrol grubu olarak sigara ve alkol kullanmayan 23-53 yaşları arasında 40 (ortalama 38.5) sağlıklı erkek büro memurları üzerinde yapıldı. Her iki grupta serum trigliserid, total kolesterol, HDL-kolesterol, LDL-kolesterol, sGOT, sGPT, LDH ve GGT analizleri rutin biyokimya teknikleri ile analiz edildi. Sonuç olarak; kömür işçilerinde serum trigliserid düzeyi kontrollere göre yüksek bulunurken,  HDL kolesterol ve LDH seviyeleri düşük bulundu. Diğer parametreler yönünden gruplar arasında önemli  fark bulunamadı. Bu bulgulardan kömür ocağında çalışan işçilerde arteroskleroz riskinin yüksek olduğu sonucuna varıldı.

 ABSTRACT

 In this study, effects of working in coal mine on human disease including  atherosclerosis and liver disease  were searched in Tunçbilek-Ömerler/ Kütahya. The data was collected from 29 male workers aged between 36-45 (mean 36,37) as a first group  and 40 non-smoker and non-alcoholic healthy male officers aged between 23-53 (mean 36,5) as a control group. In both groups, serum triglyserid total cholesterol, HDL-cholesterol, LDL-cholesterol, sGOT, sGPT, LDH and GGT were analyzed by routine biochemical techniques. As a result, HDL-cholesterol and LDH level were found lower in the coal   miners while serum triglyserid level was found higher. However,  there were no statistically differences in other parameters. According to the our data, it was found that risk of atherosclerosis was high among the workers working in the coal mine.

 Anahtar Kelimeler: Kömür Madeni İşçisi,Trigliserid, Kolesterol,Karaciğer Fonksiyon Testleri.

Key Words: Coal Miners, Serum Tryglicerides, Cholesterol, Liver Function Tests.

 

 *             Dumlupınar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Kütahya

**           Dumlupınar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Kütahya

***         Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta Sağlık Yüksek Okulu, Isparta

 

TUTSAK KAYA SANSARININ (MARTES FOINA)

(MAMMALIA : CARNIVORA) BESLENME BİYOLOJİSİ

 

The Feeding Biology in Captive Beech Marten (Martes foina)

(Mammalia : Carnivora)

 Ahmet Selçuk ÖZEN*

 ÖZET

 Bu çalışmada, 1996 -2000 yılları arasında, İzmir, Kütahya ve Tekirdağ illerinden yakalanan dört adet Martes foina (Kaya sansarı) örneğinin laboratuvardaki beslenme biyolojisi araştırılmıştır. Besin analizi sonucu, alınan  hayvansal ve bitkisel (meyve) türlerin bağlı olduğu sistematik kategoriler ile bunların tercih edilme dereceleri tablolar halinde sunulmuştur.

 ABSTRACT

 The feeding biology of four Martes foina (Beech marten) samples, caught in İzmir, Kütahya and Tekirdağ between 1996-2000, in the laboratory was searched in this study.Acording to the results of the nutrition analyses, it was determined that origin of the food taken was animal and plant (fruits).The systematic categories these food and the level of them that animal prefer was presented as tables.

 

Anahtar Kelimeler : Martes foina,Besin, Beslenme Biyolojisi

Key Words : Martes foina, Food, Feeding Biology.

 *         Dumlupınar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Kütahya

                                                                                                     

A MODIFIED ENTROPY ALGORITHM FOR PARALLEL MONITORING

 Paralel Monitörlerde Modifiye Edilmiş Entropi Algoritması

 Ahmet ÖZMEN*

 ABSTRACT

 Performance evaluation and debugging of parallel systems rely on instrumentation that traces or profiles program behavior.  Software instrumentation that is statically inserted into the program source, run-time libraries, or Operating System can gather redundant information. The overhead incurred during run time to process and record this information can increase the execution time of the program and can even change program behavior. Static configuration of instrumentation, although simple, is not in general efficient in terms of information gathered to overhead introduced.  Information content of instrumentation data typically depends on uncertainty of associated event to occur. This paper presents a dynamic algorithm for software instrumentation to measure the amount of information content of instrumentation data to be collected.  This makes intelligent data collection for a software monitoring system possible. The algorithm can be used in software instrumentation to make monitoring system less intrusive looking at the information content of instrumentation data before collected.

 ÖZET

 Paralel sistemlerin izlenmesinde ve program davranışının belirlenmesinde yapılan performans analizi ve problem giderilmesi çalışmaları enstrumentasyona bağlıdır. Statik olarak programa, kütüphaneye veya işletim sistemine ilave edilerek yapılan yazılım enstrumantasyonu lüzumsuz bilgi toplayabilir. Çalışma anında; bu verileri toplarken, diske kaydederken programın icra süresi artabilir, hatta davranışı bile değişebilir. Statik enstrumantasyon kontrolü kolay olmasına rağmen, toplanan bilginin harcanan zamana oranı dikkate alındığında pek verimli değildir. Bir enstrumantasyon verisinin taşıdığı bilgi, o olayın olup olmayacağının kesin olmamasına bağlıdır. Bu çalışmada, yazılım enstrumantasyonu sistemlerinde toplanan performans verilerinin değerlendirildiği dinamik bir algoritma sunulmuştur. Böylece yazılım monitörleri için akıllı veri toplama sistemleri mümkün olacaktır. Bu algoritma yazılım enstrumantasyon sistemlerinde kullanılarak performans verisinin içeriğine bakılmak süratiyle, program icrasını daha az rahatsız eden monitör sistemler yapılabilir.  

 Key Words: Software Performance Monitoring, Parallel Processing.

 *             Dumlupınar Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Kütahya

 

EKO-SİSTEM

EFEKTİF KÜTÜPHANE OTOMASYONU SİSTEMİ

 

Effective Library Automation System

 Ahmet ÖZMEN*

Gültekin KUVAT*

 

ÖZET

 EKO Sistem olarak adlandırılan, Efektif Kütüphane Otomasyonu Sistemi , küçük veya orta ölçekli kitap birikimi olan okullar ve diğer kütüphaneler için tasarlanmıştır. C++ dilinde yazılan otomasyon programı, Linux İşletim Sistemi altında Intel 486 ve üstü donanıma sahip bir bilgisayara kurulabilmektedir. İlave donanım ve yazılım modülleriyle kısa zamanda piyasadaki profesyonel otomasyon sistemlerine eşdeğer hale gelen sistemin, donanım kaynakları kullanımında (disk alanı, CPU gibi) efektif olmasına dikkat edilmiştir. EKO Sisteme ait prototip şu anda Dumlupınar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kütüphanesinde başarı ile kullanılmaktadır.

 ABSTRACT

 A software library automation system, which is called as “EKO System”, has been developed in this research. EKO System is designed for schools or other libraries with a few or moderate amount of books. The system is written in C++, developed and compiled in Linux environment. It runs effectively computers with Intel 486 and better CPU. EKO-System is designed to be effective in usage of CPU and disk space, and it can easily be as functional as professional programs in the market with additional hardware-software modules. Now, a successful text based prototype runs at the Engineering Library of Dumlupınar University.

Anahtar Kelimeler: Kütüphane Otomasyonu, Linux İşletim Sistemi, Yazılım Geliştirme.

Key Words: Library Automation, Linux Operating System, Software Development.

 

*          Dumlupınar Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Kütahya

 

AN  INVESTIGATION ON THE  POSSIBLE  USE OF BORON WASTES IN THE   BRICK CONSTRUCTION

 Bor  Atıklarının Tuğla Üretiminde Kullanım Olanaklarının Araştırılması

 Servet ASKIN*

Asım OLGUN**

 Yunus ERDOGAN**

 

ABSTRACT

This work has studied the influence of colemanite waste (CW), tincal waste (TW) and Borax penta-hydrate waste  (BW) on the physical properties of brick. Waste were replaced  by clay in amounts 5, 10, and 20 wt % of sample.  Physical and mechanical properties of the brick were investigated through a number of tests. It has been established that TW and BW replacement considerably increases compressive strength of the brick. However CW replacement has negative effects on the compressive strength. The results obtained were compared with the Turkish Standards , and in general, were found to be within the limit. As a result, TW and BW samples may be used in the production of brick.

 ÖZET

 Bu çalışmada colemanit atığı, tincal atığı ve borakspentahidrat atıklarının tuğlanın fiziksel özelliklerine etkisi çalışılmıştır. Atıklar 5%, %10 ve %20 oranında kil ile yer değiştirilerek tuğlanın fiziksel ve mekanik özellikleri bir takım testlerle araştırılmıştır. Tincal ve borakspentahidrat atıklarının tuğlanın basınç dayanımını artırdığı ve colemanit atığının  basınç dayanımı üzerine negatif etki yaptığı bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar Türk standartları Enstitüsünde belirtilen değerlerle karşılaştırılmış ve genelde standartlarla uyum gösterdiği bulunmuştur. Sonuç olarak tincal ve borakspentahidrat atıkları tuğla üretiminde kullanılabilir.

 Key Words: Compressive Strength, Shrinkage, Tincal Ore Waste,  Water Absorption, Brick

*             Süleyman Demirel Üniversitesi, Eğitim fakültesi, Kimya Bölümü, Isparta

**           Dumlupınar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Kütahya

 

MADENCİLİKTE GÜRÜLTÜ SORUNU VE GÜRÜLTÜYE BAĞLI İŞİTME KAYIPLARI

 Noise Problem and Noise Dependent Hearing Losses in Mining

 

İ. Göktay EDİZ*

Sunay BEYHAN*

Hamdi AKÇAKOCA*

Enver SARI*

 

ÖZET

 Endüstriyel işitme kaybına sahip insan sayısının 200.000' i aştığı, son yıllarda yapılan çalışmalarda belirtilmektedir. Endüstride en sık rastlanan meslek hastalıklarından biri de gürültü ile oluşan işitme kayıplarıdır Verimli çalışmayı etkileyen faktörlerin başında gelen gürültü, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından üzerinde önemle durulması gereken konulardan birisidir.

Bu çalışmada, madencilikte gürültü sorunu ve gürültüye bağlı işitme kayıpları araştırılmış, gürültülü bir ortamda çalışan işçilerde, gürültü sonucu meydana gelen işitme kayıpları ve tipleri belirlenmiştir. Ayrıca, Seyitömer Linyit İşletmeleri (SLİ), ETİ Gümüş A.Ş ve G.L.İ. Tunçbilek Linyit İşletmelerinde yapılan gürültü ölçüm sonuçları verilmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir.

ABSTRACT

It was reported that the number of people having hearing losses are in excess of 200,000 according to the recent research. One of the most important occupational disease seen in industry is hearing losses caused by noise. Noise is not only a disturbing phenomenon in working environment, but also a pathological effect.

In this research, hearing losses due to noise and their types observed in workers, working in noisy environments were determined and the noise problem in mining and hearing losses caused by noise are investigated. Moreover, results of noise measurement made in Seyitömer Lignite Mine (SLI), ETI Gümüş A.Ş (ETI-Silver Company) and in Tunçbilek Lignite Mine (GLI) were given and the result were discussed.

Anahtar Kelimeler: Gürültü, İşitme Kaybı, Odyometri, Maden Gürültüleri

Key Words: Noise, Hearing Losses, Audiometry, Mining Noises

 

*             Dumlupınar Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Maden Mühendisliği, Kütahya

 

ENERGY AND COAL POLICIES OF EUROPEAN UNION WITH SPECIAL REFERENCES TO THE UNITED KINGDOM AND TURKEY

 Türkiye ve İngiltere Açısından Avrupa Birliği Enerji ve Kömür Politikaları

 

İ. Göktay EDİZ*

Kaan ERARSLAN*

Darron W. DIXON-HARDY **

 

ABSTRACT

 Turkey, as a candidate country of the EU (European Union), is in a period of social and economic adaptation. The UK, on the other hand, is a full member of the EU.  In this research, the main energy and coal policies of the EU are analysed to highlight the future projection of Turkey’s and the UK’s energy and coal policy in the new century.  It is expected that in the foreseeable future coal will be one of the most important energy resources of the world.  Therefore, the present state of the coal industry of Turkey and the UK is summarised and comments are made on the future energy policies of these countries with regard to the EU’s approaches. 

 ÖZET

 Türkiye AB’ne (Avrupa Birliği) aday bir ülke olarak, sosyal ve ekonomik anlamda bir uyum süreci içindedir. İngiltere ise birliğin tam üyesi bulunmaktadır. Bu araştırmada, Avrupa Birliği’yle değişik ilişki düzeyi olan Türkiye ile İngiltere’nin ve Avrupa Birliği’nin bu yüzyıl içerisindeki enerji politikalarını belirleyerek ve özellikle kömürle ilgili temel kriterler ele alınmıştır. Kömürün tahmin edilebilir bir gelecekte dünyanın en önemli enerji kaynaklarından biri olmayı sürdürmesi beklenmektedir. Bu nedenle, Türkiye ve İngiltere’nin kömür endüstrisi ile ilgili mevcut yapısı incelenmiş ve bu ülkelerin gelecekteki enerji politikaları açısından, AB yaklaşımları göz önüne alınarak yorumlar yapılmıştır.

 Key Words: Coal, Energy, Coal Policy, Energy Policy, European Union

 *             Dumlupınar Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Maden Mühendisliği, Kütahya

**           Leeds University, Department of Mining Engineering, Leeds, United Kingdom

 

KÜTAHYA ÇİNİCİLİĞİ VE GÜNÜMÜZDEKİ SORUNLARI

 Kütahya Art-Tile Industry and Its Present Problems

 

Ali İSSİ*

Hilmi YURDAKUL**

 

ÖZET

 Çini; kil, kaolin, tebeşir ve kuvars gibi hammaddelerin belirli oranlarda karıştırılarak hazırlanmış hamurun şekillendirilmesi, kurutulması, pişirilmesi, dekorlanması, sırlanması ve sırlı bünyenin pişirilmesi ile oluşan bir sanat ürünüdür. Aynı zamanda, geleneksel Türk motiflerini yansıtan kendine has karakteristik özellikleri nedeni ile geleneksel seramik ürünlerden ayrılan bir sanat ürünü olarak ta tanımlanabilir.

 Kütahya’da çiniciliğin Germiyan Oğulları döneminde başladığı düşünülmektedir. Tarihin her döneminde çeşitli sorunlarla karşılaşan Kütahya çiniciliği, günümüzde de bazı sorunlarla karşı karşıyadır. Bu araştırma, Kütahya çiniciliğinin kısaca Cumhuriyet döneminden önce ve sonraki tarihsel gelişimini, aynı zamanda günümüzdeki mevcut sorunlarını ve muhtemel çözüm önerilerini sunmaktadır.

 ABSTRACT

 Cini is a work of art that is made by shaping, drying, sintering, embroidering, glazing and sintering of a glazed body, which is a mixture of raw materials such as clay, kaolin, chalk and quartz in a spesific ratio. Also, it can be defined as a work of art because of its own characteristic features reflecting traditional Turkish patterns that differ from common ceramic products.

 It is believed that the art of tile-making in Kütahya was started in Germiyan Oğulları period. Since than it has faced various problems in every period of history and still facing today. This review gives a brief information about the historical development before and after the Republic period of art of tile-making in Kütahya, and also its present problems and possible solutions.

 Anahtar Kelimeler: Çini, Kütahya, Çiniciliğin Sorunları

Key Words: Art-Tile,Kütahya, Problems of Art-Tile,

 

*             Dumlupınar Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Seramik Mühendisliği, Kütahya

**           Dumlupınar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Kütahya

 

SİVRİHİSAR YENİDOĞAN SEPİYOLİTİ KULLANILARAK  İNCE KARO ÜRETİM OLANAKLARININ ARAŞTIRILMASI

 An Investigation on the Production of Thin Tile Using Sivrihisar Yenidogan Sepiolite

 

İskender IŞIK*

Veli UZ*

 

ÖZET

 Bu araştırmada; Sivrihisar Yenidoğan kahverengi sepiyolitinin karakterizasyonu yapılmış daha sonra yer karosu massesinde kullanılabilme olanakları araştırılmıştır. Çalışmalar dört aşamada yapılmıştır. 1. aşamada sepiyolit Kütahya Seramik yer karosu massesine %5, %10, %15, %20 ve %25 oranlarında ilave edilmiştir. 2. aşamada yer karosu ana hammaddeleri olan kuvars, feldspat ve kil yerine belirli oranlarda sepiyolit ilave edilmiştir. 3. ve 4. aşamalarda  geliştirme reçetelerinde Kütahya Seramik yer karosu massesindeki hammadde oranları değiştirilerek iyileştirmeler yapılmaya çalışılmıştır. İlk üç aşamada karo örneklerinin kalınlığı 6 mm, 4. aşamada ise 3 mm olarak basılmıştır. Karo örnekleri ilk iki aşamada 1200ºC’ de 3. ve 4. aşamada 1200ºC ve 1125 ºC’ de yer ve duvar karosu pişirim fırınlarında pişirilerek fiziko-mekaniksel deneyleri yapılmıştır. 

Sonuçlara göre; Kütahya Seramik yer karosu massesine göre 6 nolu reçetede, kuru mukavemeti yarı yarıya düşük, pişme küçülmesi yaklaşık %1, pişme mukavemeti 1200ºC’ de 25 kg/cm2 daha yüksek, porozite, su emme ve deformasyon değerleri hemen hemen yakın değerlerde çıkmıştır.

 ABSTRACT

 In this study; the characterization of the Yenidoğan brown sepiolite was carried out. The utilization of the brown sepiolite as floor tile raw material was tested. Studies were conducted in four steps. In the first step, the sepiolite was added to Kutahya Ceramic (KC) floor tile recipe as 5%, 10%, 15%, 20% and 25%. In the other following steps, instead of floor tile raw materials of KC such as quartz, feldspar and clay, sepiolite was added in Kutahya Ceramic floor tile recipe. In first three steps, floor tile thickness of the specimen was 6mm. In fourth step the thickness was 3mm. Floor tile sample was fired at 1200ºC in the first two steps. In the third and fourth steps, floor tile samples were fired at 1200ºC and 1125ºC. The tiles sample were tested physically and mechanicaly.

In conclusion, the analyses result of the sample no 6 among the specimens was the most closest sample with respect to KC’ s specimen in terms of firing shrinkage, firing strength, porosity, water absorption and deformation (except for the drying strength).

 Anahtar Kelimeler: Sepiyolit, Yer Karosu, XRD, Sivrihisar-Yenidoğan

Key Words: Sepiolite, Floor Tile, XRD, Sivrihisar-Yenidogan

 

*             Dumlupınar Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Seramik Mühendisliği, Kütahya

 HAFİF VE ISI YALITIMI GELİŞTİRİLMİŞ YAPI TUĞLASI ÜRETİMİNDE KİL-GENLEŞTİRİLMİŞ PERLİT KULLANIMININ ARAŞTIRILMASI

 An Investigation of the Usage of Expanded Perlite and Clay Mixture Bearing Light and Heat Isolated Brick Manufacturing

 

Ali CEYLAN*

M. Faruk EBEOĞLUGİL*

 

ÖZET

 Bu çalışmada hafif ve ısı yalıtımı yüksek yapı tuğlası üretimi, kil ve genleştirilmiş perlit katkıları ile araştırılmıştır. Kil bünye içersindeki perlit oranı ağırlıkça %5-35 arasında değişmektedir. Karışımlar tek eksenli pres ile 150 kg/cm2 basınç altında şekillendirilmiş ve doğal ortamda kurutulmuştur. Malzemelerin pişirilmesi endüstriyel ölçekli kamara fırınlarında 950°C sıcaklık altında yapılmıştır. Tuğla bileşiminde ki perlit oranı %35 olduğunda ısıl iletkenliği 0,12 Kcal/m2hoC ve birim hacim ağırlığı 508 gr/cm3 olan tuğlalar üretilmiştir.

 ABSTRACT

 In this study, the production of light and high heat isolation brick was searched by clay and expanded perlite. Perlite additions were changed 5%-35% weight percent in clay structure. Mixtures were shaped by applying 150 kg/cm2 pressure and dried in natural atmosphere. Firing of materials was performed in furnace at 950 oC. When the amount of perlite in the structure was 35% the heat conduction was found 0,12 Kcal/m2hoC and unit volume weight was found 508 gr/cm3.

 Anahtar Kelimeler: Tuğla, Genleştirilmiş Perlit

Key Words: Brick, Expanded Perlite

 

*             Dumlupınar Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Seramik Mühendisliği, Kütahya.

ORMANLIK ALANLAR VE ORMAN EKOLOJİSİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME  

 
An Evaluation on the Forests and Its Ecology

 Mehmet KORKMAZ*

 ÖZET

Ormanlar, Dünyanın önemli su, toprak, enerji, biyolojik çeşitlilik, maden, gibi kaynaklarını bünyesinde bulunduran kompleks alanlarıdır. Yer kürenin karmaşık ve birbiri ile bağlantılı ekolojisini temsil eder ve küresel ekosistemin korunmasında büyük önem taşımaktadırlar. Orman ekosistemi içerisindeki ağaçların ve diğer bitkilerin genetik yapıları, doğal koşullar altında yaşayabilmeleri için gerekli olan her türlü enformasyonu içerecek şekilde gelişmiştir. Bu alanlar, orman yangınlarının yetersiz kontrolü ve avlanma yasaklarını ihlal eden önlemler, gelecekteki ihtiyaçları dikkate almayan ticari amaçlı ağaç kesimi, aşırı otlatma ve hayvanların fidan ve ağaçların taze sürgünleriyle beslenmesi, havadaki kirleticilerin zararlı etkileri, iktisadi teşvikler ve ekonominin diğer sektörlerinin sebep olduğu kontrol edilemeyen bozulma ve diğer tür arazi kullanımlarına dönüştürülme tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Orman tahriplerinin etkileri, toprak erozyonu, biyolojik çeşitliliğin bozulması, vahşi hayat ve sulak arazilerin zarar görmesi, hayat kalitesi ve kalkınma kalitesinin bozulması şeklinde ortaya çıkmaktadır.

ABSTRACT

 

Forests are important and complex areas consisted of sources such as water, soil, energy, biological diversity and mine. The forests represent the complex and interconnected ecology of the earth and it plays a vital role in protecting ecosystem. The genetic structures of trees and all other living organisms in the ecosystem of the forestry are developed so that they could contain all information needed under natural conditions. However, the forests and their ecosystem are at jeopardy, due to various activities such as lack of control or preventative measures taken against forest fires, lack of control on hunting and hunting season, uncontrolled tree cutting for other economic sectors, extreme grazing and animals eating the new branches of trees, the toxins in the air due to industrialization and lack of emission controls and the activities of various other industrial sectors. The effects of forest degradation can be seen in the form of erosions, damage on the biological diversity, harm on the wild life and aquatic areas and in connection with this decline in the quality of life and development

Anahtar Kelimeler: Ormanlar, Ekoloji, Ekosistem

Key Words: The Forests, Ecology, Ecosystem

 

*             Dumlupınar Üniversitesi, Simav Teknik Eğitim Fakültesi, Simav